lavabo etkisi.
Bazıları tuvalete lavabo derler. Daha kibar geliyor sanırım kulağa.
Bugün tuvalette çişimi yaparken (küçüğüm oluyor o) evimi düşündüm. İstanbul'daki evi. Bir düşünceden diğerine atladım.
Yeni taşındığım yerdeki tuvaletler çok pis. Haftaiçi her gün sabahları temizlenmesine rağmen akşama kadar iğrenç kokuyor. Yerleri hep ıslak oluyor ve klozetler çiş lekeleriyle değişik desenlere bürünmüş oluyorlar. Şimdi ben beş bin kelimelik bir kompozisyon yazabilirim bu insanların ayılığı hakkında ama zamanıma yazık.
Oradan aklıma rahat rahat ihtiyaçlarımı giderebileceğim tuvaletler düşünmeye başladım. Aklıma kısa bir sürede evimdeki tuvalet geldi. O temiz, yumuşak, pofuduk oturma yeri geldi aklıma. Oraya oturmak ve rahat etmek.
Ondan da evde oluşum aklıma geldi. Duvarların, kapıların, kapı kollarının o apayrı hissi aklıma geldi. Hatta o metal ama üstü beyaz boyalı kapı çerçevelerine yaslanmam geldi aklıma. İçimi bir huzur doldurdu. Ya tamam özledik ettik ama bu sadece özlemekle alakalı değil. Her şey o kadar farklı ki...
Her şey o kadar farklı ki buranın zamanıyla oranın zamanı bir değil. Ben dönünce İstanbul'a sanki hiç ayrılmamışım gibi hissediyorum. Buraya gelince ayrı bir hayat. Ayrı bir dil, ayrı amaçlar, ayrı insanlar, ayrı hayaller, ayrı evler, ayrı odalar, ayrı kapı çerçeveleri, ayrı tuvaletler. O kadar ayrılar ki bir araya gelmeleri imkansız. Zamanı insan nasıl hisseder onu bile bilmiyorum ama bu iki yerde zaman çok değişik bir şekilde ilerliyor. Yer ve zaman ilişkisi mi denir ne denir bilemiyorum. Anlatamıyorum kendimi. Ama İstanbul'u özlemekle bir alakası yok bunun.
Burada olmak rahatsız etmiyor beni ama beynimin burayla ilişkilendirdiği şeyler, İstanbul'la ilişkilendirdiği şeylerden çok daha bunaltıcı şeyler. O yüzden ben İstanbul'u düşününce geri dönmek istiyorum. Ama mesela Damla burada olsa hiç takmazmışım gibi geliyor nerede olduğumu. O güzel kılar buralardaki tuvaletleri. Anlatabiliyor muyum?
Yine de büyüdüğüm yerde yaşamak istiyorum. Son olarak Death Cab For Cutie'nin The New Year şarkısının bir bölümünü evinden uzak olan ama aslında uzak olmak istemeyen insanlara yazıyorum:
"i wish the world was flat like the old days
i could travel by just folding a map
no more airplanes speedtrains or freeways
there'd be no distance that could hold us back."


0 Comments:
Yorum Gönder
<< Home