<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener('load', function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <div id="navbar-iframe-container"></div> <script type="text/javascript" src="https://apis.google.com/js/platform.js"></script> <script type="text/javascript"> gapi.load("gapi.iframes:gapi.iframes.style.bubble", function() { if (gapi.iframes && gapi.iframes.getContext) { gapi.iframes.getContext().openChild({ url: 'https://www.blogger.com/navbar/12274800?origin\x3dhttp://yogurtcuparki.blogspot.com', where: document.getElementById("navbar-iframe-container"), id: "navbar-iframe" }); } }); </script>

Salı, Mayıs 31, 2005

evrim geçirmeli nutuklar bazen.

Ailem, hayatı ve çalışmayı çok ciddiye alıyormuş gibi gelirdi bana hep. Küçüklüğümde, hatırladığım kadarıyla, tek bahsedilen ne kadar çalışmam gerektiğiydi. Bütün ailem sürekli bir çalışma içerisindeydi. Herkes tepeme üşüşüp çalış çalış derdi; başka şey demezdi kimse. Ben neden çalışmam gerektiğini, nasıl çalışmam gerektiğini kendim öğrenmeliydim çünkü babama kalsa tek nedeni şu cümleyle özetleniyordu zaten: "İleride başını taşlara vurursun yavrum."

Şu üniversiteye gelip de tek başıma şu yurtta yaşayana kadar da çalışmadım doğrusu. Kimse başımda durup "oğlum yat artık" demedi, "oğlum dersine çalış hadi" demedi ama artık kendi inandığım bir nedenim vardı çalışmak için. Kendi hedeflerim vardı, kendi kafamda kurabildiğim baş ve taş ilişkileri.

Sonuç itibariyle bence eğer birine bir şeyi bin defa söylediğinizde hala anlayamıyorsa başka türlü anlatmaya çalışın. Eğer zamanınız varsa tabii.

0 Comments:

Yorum Gönder

<< Home