okullarda prefabrikasyon ve oralarda yaşayan gençlik üzerine.
bu prefabrik kelimesinin türkçesi var mıdır yok mudur bilmem ama beni çok rahatsız ediyor. ucuz evlerle, ucuz dekorlarla hiçbir sorunum yok - herkes zengin değil. ama ucuz olması her şeyin AYNI olması anlamına geldiğinde... işte o zaman akan sular durur.
bilen bilir ben amerika'nın ohio eyaletinde, 2000 öğrencinin okuduğu küçük bir "liberal arts" üniversitesinde üçüncü sınıfı okuyorum. konuya gireyim ben: bu okulun görünümü beni GERİYOR.
geçtim odamı, arkadaşlarımın odalarını... derslikler aynı, sandalyeler aynı... yani şu planetarium denen yere girmesek (hani böyle yıldızları yansıtıyorlar tavana doğru...) değişik bir şey göremeyeceğim yani. binalar dışarıdan zaten tıpatıp aynı. hepsi kırmızı ve kırmızının tonları tuğlalardan oluşuyor. binaları geçtim kilise bile öyle.
tamam her şey ucuz olsun, aynı olsun, birlik görünsün falan filan ama bari biraz olsun kişiselleştirin.
bu apayrı bir konu. bir ortamı kişiselleştirmek, biri yaşıyor görünümü vermek, kendimizden bir şeyler eklemek apayrı bir sorun bu okulda. SIKILDIM kardeşim şu aptal panolardan. yok çiçekli miçekli. hoşgeldiniz yoğurtçu dormuna yok efendim bakalım burada oturanlar kimmiş... hemen çiçek şeklinde kesilmiş renki kartonlar arasına fotoğraf yerleştirilip hobileri falan yazar.
NE BU? kardeşim, anaokulunda değiliz. iş olsun diye karton kesmenin anlamı nedir?
insanlarda istek yok kardeşim. bu okul mudur bizim jenerasyon mudur bu ülke midir bu eyalet midir nedir bilmem. genellemek de saçma zaten ama bir yerden sonra ihtiyaç duyuyor insan. ben bunun bir parçası olmak istemiyorum. o yüzden herhalde.
popüler gençlik diye adlandırılanlar aptal marie claire magazin sayfaları yapıştırır kapılarına, sonra the smiths dinleyenler de mum, death cab, ve bilimum emo ve underground techno/rock/punk fotoğrafları yapıştırırlar. onlar da hep aynıdır. küçücük dergi fotoğraflarıdır çünkü zor bulunur. otuz yıldır saklandıkları bellidir.
belki de üniversite insanı bu hale getiriyordur. çıkmaz gibi bir şey. apartmanlar böyle diye mi derslerden mi neden bilmem.
ama bu ortam beni geriyor arkadaşlar.


3 Comments:
ucuz diye aynı olmamalı, katılırım.
ama şu da var ki; aynı oldukları için ucuzlaşırlar.
aynı ortamı istanbul tuzla'ya "kopi-peyst" yapınca sabancı universitesi dormu oluyor.ha evet ucuzlukla alakası yok buranın, ama şu bahsettiğin aynılık, ruhsuzluk, buhran vericilik tıpatıp yaşanıyor burda da.tipitoş kızlarımız mikili kitili şeyler yapıştırır kapısına,bi de "çok gırancım emoyum"lar stoned diye poster asmışlar geçenlerde. işin komiği bu kadar yankee olma salaklığı burda başlıyor,yani senin ohio'da bahsedebileceğin en sıkıcı şeyin taklidi var burda,hem de ucuzluktan filan diyil. neyse ben çok sinirliyim buraya,bembeyaz odalarda demirbaş adı verilen eşyaların üzerinde 1 ve 2 diye sayılar yapıştırılmış,masalarımızda barkodlu sayılar da var.kendimi brave new world'ün içinde sanıyorum,benim de bir seri numaram var mı acaba diye,bu aynılık delirtici.of pof çok konuştum bir yabancı olarak, neyse burdan el sallayayım dedim böylesi de var diye lalala.
geçenlerde ben de ramjet'in kameramla kampüste videolarını izlemiştim de aklıma gelmişti. nesi aynıdır falan diye düşünüyordum. insanların "yapacak hiçbir şey yok" dediklerini duyunca içim ürperdi. garip şeyler. her yer aynı bir yerden sonra derler ya? onun gibi bir şey :)
ama neyse ayrı bir şey o. valla o amerikan özentiliği biraz zor yok olacak gibi. insanların sanki türklüğe gıcığı varmış gibi. sanki türk malı demode, türk filmleri şaban filmleri, türk müziği ibrahim tatlıses... (onlara da saygım var da neyse)
bunun nedeni nedir bilemiyorum ama aşılması zor gibi. biraz farkında olmak lazım herhalde.
hadi hayırlısı artık.
Yorum Gönder
<< Home