<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener('load', function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <div id="navbar-iframe-container"></div> <script type="text/javascript" src="https://apis.google.com/js/platform.js"></script> <script type="text/javascript"> gapi.load("gapi.iframes:gapi.iframes.style.bubble", function() { if (gapi.iframes && gapi.iframes.getContext) { gapi.iframes.getContext().openChild({ url: 'https://www.blogger.com/navbar/12274800?origin\x3dhttp://yogurtcuparki.blogspot.com', where: document.getElementById("navbar-iframe-container"), id: "navbar-iframe" }); } }); </script>

Salı, Ocak 24, 2006

5 cayi.

Farkli bir boyut var dunyamizda. Dusuncelerimiz ve birikintilerimizin sekillendirdigi bir ikinci fiziksel boyut. Tabii artik fiziksellikten cikiyor. O kadar benziyor ki gorebilecegimiz bir seylere neredeyse anlatabiliyoruz neye benzedigini bu boyutun. Hep dilimizin ucunda oluyor, hep son anda kavrayamiyoruz tam olarak neye benzedigini.

Bu neredeyse somut olduguna inandigimiz soyut dunyayi filme yansitmaya calisanlar da olmustur eminim. Rastgelirsem paylasirim.


Cok unlu bir sahne vardir jean luc godard'in Band of Outsiders'indan (Bande à part). Filmin uc ana karakteri dans ederken hikayeyi anlatan insan bize sirayla karakterlerin ne dusundugunu ve ne hissettigini soyluyor. Tabii burada her seyden onemli olan bunun nasil yapildigi. Duygular anlatilirken muzigin kesilmesi ama dans eden karakterlerin ayak seslerinin duyulmasi bir dehaliktir. Opulesi bir harekettir.

Bu ve godard'in diger filmlerinde dikkat edilmesi gereken ozelliklerden biri arkadasimizin hikayeyi anlatirken sinemanin guzelliklerini, yeniliklerini ve kendine has tekniklerini kullanarak yarattigi yeni atmosferdir. Godard ve yeni akim sinemacilarin hep tembihledigi gibi sinemanin sinemayi diger sanat cesitlerinden ayiran ozellikleri filmlerde her zaman kullanilmalidir. Bir C Blok filmiyle (Zeki Demirkubuz) bir Organize Isler (Yilmaz Erdogan) filminin arasindaki fark buradadir.

Sinemanin amaci tiyatroyu taklit etmek degildir. Bence tiyatro tiyatroda izlenmelidir. Sinema yeni bir sanat dalidir, meyvelerini henuz verememistir. Yeni seyler denemek, onu gelistirmek (veya yerinde saydirmak) bizim elimizdedir.

Eglence amaciyla yapilan filmlerle hicbir sorunum yoktur ama fark etmek lazim ki sinema kendi ayri bir sanattir ve bu sanatla gercekten ilgilenenlerin, yeni seyler deneyenlerin (bknz.: http://en.wikipedia.org/wiki/Experimental_film), deneysel film cekenlerin aklinda belirli seyler vardir. Maksat montaj teknikleri kesfetmek, degisik bir gerceklik kazandiracak goruntu veya anlatim teknikleri kesfetmek, veya yazinin basinda bahsettigim ikinci bir boyutu sirf sinemaya has bir sekilde aktarmak olabilir. Sinemaya has seyler ortaya cikarmaktir.

Sinema ilk ortaya ciktiginda ondan para kazanilabilecegine bile inanilmiyordu. Onu gelistirmek, onu gelistirmeye calisanlari anlamaya calismak her sinemaseverin sorumlulugu.

Sinema ne fotograftir ne de tiyatrodur. Ikisinin karisimi hic degildir. Sinema izleyicileri de (ve bazi yapimcilari da) Isa yasarken pesinden kosup onun kim oldugunu hicbir zaman anlayamayan takipcileri gibiler. Etkileyici gucunu gormelerine ragmen varliginin asil hazinesinin farkinda degiller.

0 Comments:

Yorum Gönder

<< Home