<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener('load', function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <div id="navbar-iframe-container"></div> <script type="text/javascript" src="https://apis.google.com/js/platform.js"></script> <script type="text/javascript"> gapi.load("gapi.iframes:gapi.iframes.style.bubble", function() { if (gapi.iframes && gapi.iframes.getContext) { gapi.iframes.getContext().openChild({ url: 'https://www.blogger.com/navbar/12274800?origin\x3dhttps://yogurtcuparki.blogspot.com', where: document.getElementById("navbar-iframe-container"), id: "navbar-iframe" }); } }); </script>

Salı, Haziran 26, 2007

başlık sığmadı.

sekiz yaşındaki can'ın jumbo mega kupon biriktirme hevesi gibi süper ve manyak hızlı (yüz milyon jet güçlü) bir ulaşım aracının icat edilmesini hayal eden yirmi iki yaşında bir adet can'ın çocuksu girdisi

bana istanbul ve los angeles karışımı bir şehir lazım.
öyle bir şehir varolmadığına ve böyle bir şey gerçekleşemeyeceğine göre, iki şehir arasında hızlı ve ucuz bir iletişim aracı üretilmesine taban oluşturacak bir doğa harikası keşfedilsin! haydi bilim adamları! el ele! can'ı mutlu etme zamanıdır!

ben de bu vesileyle kargo severlere konuyla alakasız birkaç dize şarkı sözü yolluyorum..

"sen şimdi kapat pencereni
bak yıldızlara
sabah gökyüzü kalacak
bulutlar dağılınca

sen al götür kendini
sakın geriye bakma
sabah yalanlar kalacak sana"

yahu bırakın boş muhabbeti! hadi işe!

Perşembe, Haziran 21, 2007

fotoğraflar


yeni fotoğraflar koydum siteme.
http://jonefe.net 'ten ulaşabilirsiniz.
saygılar ve sevgiler.

Salı, Haziran 05, 2007

sular yükseliyor (taylan'ın anısına)


Uzun süredir görmediğin bir arkadaşın sana bir kaset yollar, içinde birlikte dinlediğiniz şarkılar, eski zamanlari hatırlatan şarkılar olur. Arabanda, taşınabilir kasetçalarında (walkman) onu dinlemek seni bambaşka yerlere götürür.

İşte Sular Yükseliyor da öyle bir albüm. Benim biraz geç kaldığım şarkılardan oluşan bu albüm, "arkadaşın biri yapmış, süper şarkılar var" diyebileceğim bir kaset. NOW 232354 albümleri gibi değil; çok kişisel, çok duygusal, çok şirin -- şirin derken, dinlemesi şirin, anlattıkları şeyler değil.

Arada bir eski şarkılar olduklarını, bazılarının pek gençken bu şarkıları yazdıklarını kendime hatırlatmak zorunda kalıyor olsam da çok zevk alarak dinlediğim bir albüm; herkese tavsiye ederim.

1. Neden, Neden ( D-100 ) - 4:32
2. Yeminin Mi Var ? ( İstasyon ) - 5:13
3. Tut Beni Düşmeden ( Kesmeşeker ) - 6:12
4. Lan N'oldu ( Kramp ) - 6:27
5. Evde Yoklar ( Kumdan Kaleler ) - 4:43
6. Kapılar Ardında ( Mask ) - 3:34
7. Yalnız Şarkı ( Mor ve Ötesi ) - 4:37
8. Crying Game ( Nekropsi ) - 2:41
9. Toy Yıllar ( Tını ) - 3:34
10. Çakırcalı Türküsü ( Ayhan Anıl ) - 4:32
11. Herşeye Değer ( Bulut ) - 3:47
12. Hayat Tarzı ( Demirhan Baylan ) - 4:57
13. Sonbahar Kaçağı ( Şevket Akıncı ) - 3:52
14. Al Alabilirsen ( Tanju Aşanel ) - 4:14

Perşembe, Mayıs 03, 2007

Küçük Bir Kızın Hikayesi


Küçük Bir Kızın Hikayesi

I.

Bir bebek vardı,
Küçük parmakları olan küçük bir bebek,
Tombul küçücük parmakları,
Tombul parmaklarının küçücük parmakuçları,
Vardı.

Güneşin parıldadığı bir sabah,
Daha beş yaşındayken,
Ona, herkes gibi,
Bir gün öleceğini söylediler.

Ama daha küçüktü,
Anlayamazdı.

Ailesi,
“Tanrı seni koruyacak” dedi.
Ama o pek inanmadı,
Tanrıya,
Camilere,
Camilerdeki imamlara.

Gülümsedi,
Ve yıllar rüzgar gibi geçti gitti.




II.

Yirmi yıl sonra,
Güneşli bir akşamüstü,
Yaşlı bir amca ona kötü haberi verdi.
Beyaz önlüklü yaşlı amca,
Cepleri beyaz önlüğüne dikilmiş amca,
Ona yakında öleceğini söyledi.

Sordu amcaya,
Ve sadece ona değil,
Başka yaşlı amcalara,
Hesap makineli yaşlı amcalara,
Camideki yaşlı amcalara,

“Neden ölüyorum?”

“Hastasın”
Dediler ona.
Bazıları ekledi,
“Merak etme.”

O zaman ilk defaydı,
İlk defa sordu kendine,
“Ne olacak bana öldüğümde?”

Herkes cevap verdi,
Bambaşka hikayelerle.




III.

Hiçbirimizin görmediği kadar,
Soğuk ve korkunç bir gecede,
Çatısında kar birikti.

Sıcak şaraplarını yudumlarken,
Ailesi ona son hikayeyi anlattı,
Hayatında duyacağı son hikayeyi.

Küçücük bir kızın hikayesi,
Küçücük parmak uçları olan bir kızın hikayesi,
“Bir gün herkes gibi sen de öleceksin” denen,
O küçücük kızın hikayesi.

Ve tıpkı o küçücük kız gibi,
O şirin hikayedeki küçük kız gibi,
Gülümsedi.



Pazartesi, Şubat 26, 2007

Pozitif

Şekil 1A - Mutluluk

Gecen gun otuzlarinda bir aktrisle tanistim. Benim pek muhabbetim olmadi kendisiyle; bizim hocanin filminde oynayan aktrislerden biriydi. Saatler boyunca etrafimdaydi; biz ekipman hazirlarken arabada isiniyordu, yonetmen cagirinca kosarak geliyordu, makyozle konusup kahkahalar atiyordu.

Davranislari, tavri o kadar icten, rahat ve emindi ki icimi huzurla doldurdu. Birden farkettim cevremdeki butun universite gencliginin ne kadar "genc" oldugunu. Baska insan da gormuyorum zaten; okulum sehrin disinda -- Sabanci gibi. Tek iletisimim genclik ve profesorlerle.

Karsimda ne yapmak istedigini bilen, halinden memnun, sikayet etmeyen ve ayni zamanda profesor havalarina girmeyen bir insan goreli o kadar cok olmus ki...

Her sey zamanla duzelir havalarina girdim; insan yaslandikca ne istedigini daha iyi anlar dedim. Sonra nasil bazilarinin hep caresiz/depresif kaldiklari aklima geldi. Yine bunaldim.

Ama oyle bir insana ihtiyacim var benim. Yanimda takilsin, bana pozitif enerji versin.

Çarşamba, Şubat 07, 2007

Ortaçgil <3 Brun

Şekil 1A

Geçen Cuma Bülent Ortaçgil, Kadıköy'deki konserinde, ünlü İngiliz bestekar Ane Brun'a aşkını ilan etmiş. Şansa Ane Brun da bu sırada konser veriyormuş, mesaj kulaklıklarına iletilince birden bir gülümseme belirmiş yüzünde (bknz. Şekil 1A).

Bülent Ortaçgil ve Ane Brun birlikte şarkılar söyleseler, gitarlarını birlikte çalsalar bence hem çok şirin olurlar, hem de "ses renkleri" çok uyuşur. Prodüktör olsam bir parmak atardım bu işe. Benden söylemesi... Ane Brun zaten düetleriyle de ünlüdür. Amerikalı "Country müzisyenleriyle" bile şarkı söylemişliği vardır.

He yani ben söyleyeyim de...

Salı, Ocak 23, 2007

Julio Medem


30 yılı aşkın bir süredir film yönetmenliği yapan Julio Medem yeni Avrupa sinemasının ünlü isimlerinden biridir. Kendine has montaj teknikleriyle, kafa kurcalayan kurgularıyla ve çok şiirsel diyaloglarıyla gönlümde taht kurmuş bir insandır.

Çoğumuz Medem'in adını "Sex and Lucia" (2001) filmiyle duymuştur diye düşünüyorum. Üstünzekalı bazı insanlar bu filmi softporn diye kategorize etmiş olabilirler ve hatta "Avrupa sineması işte!" diye boş muhabbetlerde bulunmuş da olabilirler ama ben yine de izlemediyseniz tavsiye ederim. Aşk beşgenleri altıgenleriyle birlikte penisler, memeler, fantaziler içeriyor ama içinizi aşkla dolduruyor, seksi çok olgun bir tutkuyla anlatıyor ve görüntülüyor.

Daha evvel çektiği "The Red Squirrel" (1993) filmi de yine çok şiirsel bir dille kendini öldürmek üzere olan bir adamın hafızasını kaybetmiş bir kızla tanışarak tekrar hayata tutunmasını anlatıyor. "Sen olmayınca damarlarımda kan dolaşmıyor" deyip yanağını kesen bir adam, geceleri radyoda aşkını ilan eden homoseksüel bir doktor, yazlık bir kampa giderken hız rekoru kırmaya çalışan bir taksici gibi hem aramızda bulunan hem de gerçek olamayacak karakterleri çok yaratıcı ve aynı zamanda eğlenceli bir şekilde bir araya getiriyor.

Geçen gün yine eski bir filmi olan "Lovers of the Arctic Circle"i (1998) izledim. Ve Medem beyefendi beni yine hayal kırıklığına uğratmadı. Film tesadüfler üzerine kurulu. Yine aşk, yine süper diyalog ve yine bambaşka bir kurgu tarzı. Kesinlikle izlenilmesi gereken bir film.

Netflix sağ olsun sırada "Vacas" var. Bu epey farklı olacak gibi. Çektiği yeni filmleri nereden bulabileceğimi bilen varsa lütfen bana e-posta atıversin.