<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener('load', function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <div id="navbar-iframe-container"></div> <script type="text/javascript" src="https://apis.google.com/js/platform.js"></script> <script type="text/javascript"> gapi.load("gapi.iframes:gapi.iframes.style.bubble", function() { if (gapi.iframes && gapi.iframes.getContext) { gapi.iframes.getContext().openChild({ url: 'https://www.blogger.com/navbar/12274800?origin\x3dhttp://yogurtcuparki.blogspot.com', where: document.getElementById("navbar-iframe-container"), id: "navbar-iframe" }); } }); </script>

Pazar, Ekim 29, 2006

daire, ucgen, vs...

insan sorular soruyor sonra kayboluyor, baska yerlere giriyor cikiyor, sonunda uyuyup uyandiginda her sey normale donuyor. ayrintilarda kayboluyoruz. ister kendimizi sorgularken olsun, ister baskasiyla tartisirken.

tartismalar, sorgulamalar anlamsiz dongulere donusuyor. ama her basa dondugumuzde bir seylerin daha farkina variyoruz. belki ilk sordugumuzun cevabini bulamiyoruz ama kucuk kucuk seyler biriktiriyoruz. yillarca donup durunca sonra o soruya geri dondugumuzde gulumsuyoruz. niye sorduk ki biz o soruyu diyoruz.

biz boyleyiz. insaniz. mutluyuz. mutsuzuz.


PS: Benim gercek hayata donmem gerekiyor en kisa zamanda. Boyle bir hatun/film/ders ucgenine takili kalmis bulunuyorum. Ailemi aramak istiyorum, onlarla olmak istiyorum.

Çarşamba, Ekim 18, 2006

birkaç paragraflık bir döngü.


garip bir dünyada yaşıyoruz. daha doğrusu biz garipleştiriyoruz dünyayı. dengesiz, bilinçsiz, iyi kötü düşüncelerimizle. istediklerimizle hareketlerimiz uyuşmuyor. ne de hareketlerimizle istediklerimiz. bir kopukluk var. hem içimizde hem de başkalarıyla. biraz kendimizi tanıyamamaktan kaynaklanıyor.

kimse de beni suçlayamaz kendimi tanımıyorum diye. zor bir şey farkında olmak, kabullenmek ne istediğini. sonra fazla bencil olmaktan korkar kimisi, kimisi başaramamaktan.

ne istediğini bilmek büyük bir ayrıcalık. insanın kendiyle barışık olmasını sağlıyordur diye düşünüyorum - kendim bilmediğim için nasıl hissettireceğini de bilemiyorum. insanı bir şeyler yapmaya zorlar. bilmeyince de bir ondan bir bundan tadıp sağa sola böm böm bakıp olduğun yerde sayıklıyorsun. ya da bende oluyor. sonra bu durum beni rahatsız etmeye başlıyor.

üstüne işler karışıyor. hayat deniliyor, iş güç deniliyor, okul giriyor işin içine. dikkat edin "deniliyor" diyorum. ben hala farkında değilim ne yapıyorsam kendim için yaptığımın. umarım siz farkındasınızdır. sonunda kimsenin umrunda olmayınca ne yaptığınız, aradığınızda annenizi, heyecanla anlattığınızda, donuk birkaç geyik cümle duyunca kavrıyorsunuz. ya da kız arkadaşınız / eşiniz aynı şeyi yaptığında.

geçen gün bencillik üzerine bir girdi okudum. yine hatırlattı bana ne kadar bencil olduğumu, herkesin öyle olduğunu. özellikle ona buna kendi için yardımcı olanlar daha da gıcığıma gidiyor. bazıları farkında oluyorlar bazıları olmuyorlar.

nefret kusuyorum çünkü kendimi kötü hissediyorum düşündüklerimden dolayı. hep de düşünmüyorum bunları. ama arada bir geliyorlar. galiba hayatta önemli gördüğüm şeyler ters gidince böyle nefret kusar oluyorum insanlığa. bir türlü savunma mekanizması belki de.

önce sağlık diyorum, mutlu oluyorum. yaşıyoruz ya, karnımız tok ya, gerisi boş...

herkese hayırlı uğurlu olsun.

iki haftadır, haftasonları, son yazdığım filmi çekmekle uğraşıyoruz. aktörler aktrisler buldum, filmin olup biteceği yerleri ayarladım, kendime bir güzel ekip hazırladım. epey stresli oldu, ama yine de başardım.

pek hoş aktrisimi bazı sahneleri çekebilmek için ikna edene kadar canım çıktı. 30 saat setteydik, 22 dakikalık film kullandık (250 dolar), ve bu insanları sette doyurmak da bana düştü.

bunlar tabii çok zevkli şeyler. bir ekip olarak çalışmak, işini bilen insanlarla çalışmak, vs... ama abi, her şeyi çektikten sonra bir e-postayla kara haberi öğrenmek pek hoş olmuyor.

sonuç itibariyle teknik bir aksaklık yüzünden bütün çekimler olması gerekenden 3 kat daha karanlık çıktı. suçlayacak olsan bulursun kırk bin insan suçlayacak o kameranın bir ay öncesinden benim çekimime kadar o şekilde kalmasından dolayı. ama sonuç itibariyle benim de suçumdu ve sonunda benim bir tarafımda patladı.

o yüzden sizinle şu zorla ayakta duran kareyi paylaşmak istiyorum...


ama inadım inat. çekiyorum filmi. üç haftaya umarım bütün çekimler bitmiş olacak. bekleyin ve görün diyorum.