<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener('load', function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <div id="navbar-iframe-container"></div> <script type="text/javascript" src="https://apis.google.com/js/platform.js"></script> <script type="text/javascript"> gapi.load("gapi.iframes:gapi.iframes.style.bubble", function() { if (gapi.iframes && gapi.iframes.getContext) { gapi.iframes.getContext().openChild({ url: 'https://www.blogger.com/navbar/12274800?origin\x3dhttp://yogurtcuparki.blogspot.com', where: document.getElementById("navbar-iframe-container"), id: "navbar-iframe" }); } }); </script>

Pazartesi, Temmuz 24, 2006

nemo ramjet'in "ezoterik mistik groupie dehşeti"


http://nemoramjet.com/quicktimes/ezoterikgroupie.mov

"Bor ve Ötesi'nin ultra grunge pop-rock yıldızı Hakan Çekin'e deliler gibi aşık olan depresif kız Deniz, hayranlığını tatmin etmek için İmam Kaan'ın yolunu tutar ve büyülü bir muska edinir. Ezoterik güçler sayesinde ortaya Hakan'a çok benzeyen bir varlık çıkar, ancak bu gerçekten o mudur? Solaris halt etmiş."

Çarşamba, Temmuz 19, 2006


Evet.

Son zamanlarda kliplere çıkan zenci ve çekikler hakkında ne düşünüyor acaba milletimiz. Orada olmaları değil de o şekilde yerleştirilmeleri çok abes kaçıyor bence. Duman'ın bu son klibinde bir çekik dans ediyor sürekli tek başına ortalıkta... Serdar Ortaç klibinde zenci kızlar falan. Yok yani batı özentiliği falan; biliyoruz zaten, bunlar aşılması zor engeller yaratcılık için. Ama baksana sen Mor Ve Ötesi'nin klip yönetmenine; Alman Anlatımcı "Expressionist" filmlerle taşralı bıyıklı Türk amcamı harmanlamış. Hemi de mesajı var! Bi-bip!

:P

Cuma, Temmuz 07, 2006

3:26 - 3:46


"...bozuk ve sahte hep havadisler."

Ben dengesizim sevgili okurlar. Bir öyle derim bir böyle. Karar da veremem. İşte "Büyük Düşler" de bu konuda beni gıcık eden bir albüm. Üzerinde çok da durmamak lazım ama ucundan bir tutmak lazım diye düşündüm. Malum; herkes bir yorum yapıyor bu albüm hakkında.

Durun da albümü açayım.

Bence tek başınayken dinlenmesi gereken bir albüm bu. Utanmayız o zaman başkalarının yanında (özellikle büyüklerimizin yanında) "hayat o kadar zor mu" veya "şirket, oyunu öğrenmek, ego tramplenleri, ruhum öğrensin, hayatın gerçek mi?, aklın nerede?, maske, durmadan sürer gider oyun, divan-ı harb, çürüyor kalbin" gibi kelimeler uçuşurken etrafta. Bunlar üniversite öğrencileri tarafından 100lü 200lü derslerde piç edilmiş benzetmeler/laflar ama yine de üzerinde düşünülmesi gereken şeyler. Türkiye'de herkesin üniversite öğrencisi olmadığını unutmamak lazım tabii.

Ben Mor ve Ötesi'ni her zaman ciddiye almışımdır; içlerinden geleni yaptıklarına inanmışımdır çünkü. Liseden beri şarkı yazan/düzenleyen tipler bunlar. Pek para dertleri de yok anladığım kadarıyla.

Lisede albüm çıkardıklarında herkes "baba parasıyla yapıyorlar tabii 'mına kü" diyordu; bir türkiye klasiği. (Pinhani de bundan nasibini almış anladığım kadarıyla... emeğe saygı yok. Abimin dediği gibi; bizim insanımız işi gücü olmayan, forumlara korsan mp3 ve film koyan insanlara gidip otuz kere teşekkür eden ve sonrasında "emeğe saygı lütfen" deyip teşekkür etmeyenlere kızan insanları da içinde barındırıyor.)

Herkes gibi "Dünya Yalan Söylüyor" beni de biraz hayal kırıklığına uğratmıştı. Ama çok güzel bir albüm kitapçığı tasarımı yaptırmışlardı Öznur Özkurt'a. Sevişesim gelse de kitapçıkla etraftan duyduğum yorumlar beni gıcık ediyordu. Popçu oldular, Pentagram esintileri var, nabza göre şerbet veriyorlar, içten değiller, nerede "canlı yayın" gibi şarkı gibi garip yorumlar duymamak için kulaklarımızı iyicene tıkamak gerekiyordu. Halbuki bu yorumların hepsi gereksiz ve boş.

Mor ve Ötesi yine içinden geleni yapmıştı. Okullarından mezun olmuşlar, iş dünyasına girmişlerdi. Lisede değillerdi artık. Gidip "Sabahın Köründe" gibi bir şarkı yazmalarını bekleyende kabahat zaten. Besbelli ki bazı şeyleri akılları almamıştı, yedirememişlerdi kendilerine oturup da kendilerini bu kadar gıcık eden şeyler hakkında şarkılar yazmamayı. Mahsun Kırmızıgül'den mi bahsediyoruz kardeşim? Hayır yani.

"Mesaj kaygısı..."

Ben en çok bundan bahsetmek istiyorum. Albümün ilk dinlediğim şarkısı "Şirket"ti ve ben de herkes gibi "mesaj kaygısı" diye içlenirken herkesden aynı şeyi duymamla birlikte bu fikri bir kenara koymaya karar verdim.

Ropörtajın birinde "Bizim mesaj kaygımız yok... Böyle diyen insanlar anca yorgan altından boğuk bir ses çıkarabiliyorlar" diyor Harun Tekin ve Kerem Kabadayı. Ben de kıl oluyorum. Böyle defansif aptalca benzetmelere hiç gerek yok bence. Onu geçelim.

Neymiş? Mesaj vereceğiz diye kasıyorlarmış, müziği daha bir poplaştırıyorlarmış ki daha çok dinlensinler ve daha çok insana ulaşsınlar. Mesaj kaygıları var ama bu tanımlamayla bir alakası yok. Tabii ki bir şeyler iletmeye çalışıyorlar dinleyicilerine - her "sanatçı"nın yaptığı gibi - ama çok daha saf bir mesaj kaygısı bu. Bu insanlar "Bırak Zaman Aksın" çıktığında albümlerinin çok satmasını istemiyor muydu yani? Cumhuriyet gazetesinde çıkmıştı haberleri; kendilerini popüler müzik kategorisine kendileri koymuşlardı daha o zamandan. Kimse popçu oldular diye dır dır etmesin.


Murat Beşer'in dediği gibi, "Büyük Düşler, Orta Halli Çelişkiler..."

"Müzik konusunda yeni bir şey yok" yorumu saçma gelse de
albümle ilgili yazısını kesin okuyun; güzel yazmış (köprü/link). Bence müzikal açıdan da çok dolu bir albüm. Kerem Özyeğen yine araları çok güzel doldurmuş ve gayet pop müziğe radikal gelen sololar sıkıştırmıştır aralara. Şarkılar Türk pop müziğinde daha çok kabul görecek tarzda olsa da vokal melodileri yine çok eğlenceli ve orjinal. Her albüm gibi bu albümün de apayrı bir havası var müzikal açıdan. Yani her albüm bambaşka. Büyük Düşler'den sonra tekrar bir "Dünya Yalan Söylüyor"u dinleyin anlarsınız ne demek istediğimi. (Tek sorun davullar. Keremcim, canım, çok güzel minik minik ataklar sıkıştırıyor oraya buraya, çok güzel geçişler yapıyor ama Dünya Yalan Söylüyor ve Büyük Düşler davulları arasında hiçbir fark yok... Halbuki eski albümlerde hep yeni şeyler denerdi...)

Bir de çok hoşuma giden bir şey var bu son albümün Büyük Düşler şarkısında. 3:26 ve 3:46 arasında müzik biraz duruluyor ve keman giriyor. Şehir albümüne taşıyor insanı. Sonra yoğunlaşıp tekrar Büyük Düşler havasına giriyoruz. Öperim sizi Mor ve Ötesi. Kesin dinleyin. Hatta açın şimdi dinleyin.

Son olarak şunu söylemeliyim ki eğer "Büyük Düşler" albümünde satsın diye veya daha çok insan dinlesin diye yapılmış bir şarkı varsa o da "Küçük Sevgilim"dir. "Nerede Mor ve Ötesi'nin eski şarkıları" diye ağlayanlar için yazmışlardır. Neyse ki Murat Beşer'in "Pastane Romantizmi" yorumu sonrasında şarkıyı daha bir benimsedim. :)