<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener('load', function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <div id="navbar-iframe-container"></div> <script type="text/javascript" src="https://apis.google.com/js/platform.js"></script> <script type="text/javascript"> gapi.load("gapi.iframes:gapi.iframes.style.bubble", function() { if (gapi.iframes && gapi.iframes.getContext) { gapi.iframes.getContext().openChild({ url: 'https://www.blogger.com/navbar/12274800?origin\x3dhttp://yogurtcuparki.blogspot.com', where: document.getElementById("navbar-iframe-container"), id: "navbar-iframe" }); } }); </script>

Salı, Eylül 20, 2005

hayat herkesin anladigi kadar.

buralardan gidelim temasi iceren butun sarkilarin sozlerini ezberleyip kendime uydurup bu sarkilari, bana mantikli gelene kadar dinlemek istiyorum. belki sonra kendimi buyuk bir riske atip buyuk bir kazanc elde edebilirim (sarkilarin gorevi zaten bana bunu inandirmak).

ama sonra ben "baska diyarlarda yasayan" bir insan gibi davranmis olurum. iki sarki dinleyip gaza gelen insan. her ne kadar tembel olsam da ailem bana bir "mantik cercevesi icerisinde hareket etmek" gibi bir sey asilamis. iyi mi kotu mu olmus tartisilir. ama her seyde bir hayir vardir diyelim biz. hem zaten tam olarak asilayamamis ki hala tembellik gibi mantiksiz bir yol izliyorum.

icguduleriyle hareket edip sonra balli popolariyla koseyi donen insanlara cok ozeniyorum ama ben oyle bir sey denesem gerceklesmezmis gibi geliyor (burada sarkilarin basarisiz oldugunu anliyoruz).

o yuzden ben burada tembel tembel oturup ufleye pufleye derse gidiyorum. bakalim mezun olunca ne olacak.

* "hayat herkesin anladigi kadar." - umit kaptan (balans ve manevra)

Pazar, Eylül 18, 2005

donum noktasi diye bir sey yoktur.

hayatin buyuk donum noktalari var. o noktayi gectiginde hemen anlamiyorsun da birkac sene sonra hissediyorsun o noktaya ne zaman ulastigini ve hayatinda neleri degistirdigini.

hani sen de pek kontrolunde olmuyorsun bunun. oyle bir kontrol ki bu senin, davranislarin uzerindeki kontrolun gibi. kontrol altinda oldugunu saniyorsun ama yaniliyorsun. beynin kontrol ediyor seni ve senin onu bir yere kadar kontrol edebiliyorsun.

iste hayatin bu noktalarindan gecince elinden olmadan davranislarin degisiyor. dogru veya yanlis bir seyler yapiyorsun. kimi dogru buluyor kimi yanlis. sen de bilmiyorsun. bazen iyi oluyor, daha mutlu oluyorsun. her sey iyiye gidiyor. yine gunluk sikintilar oluyor, ama hayatinin ego ve acligini tatmin ediyorsun.

sonra oyle noktalar oluyor ki seni her seyden uzaklastiriyor. bazen bir seylerin farkina variyorsun. sonra para harcamak da daha zor geliyor, egonu tatmin etmek de. ama caresizsin. yine bir sekilde tatmin olmaya calisiyorsun. aptalca seyler yapiyorsun.

arkadaslarin senden sogumaya basliyor. fark ettiklerinden mi fark edemediklerinden mi bilemiyorsun. ya da neyi fark ettiler? aptalca seyler yapinca yanlis mi anladilar?

eski arkadaslarim bakiyorum da birer birer kayboluyorlar. ben de sucluyum ama caresizlik de bolluk da insana istemedigi seyler yaptiriyor. bunlar bahane degil. ne yaptigimin farkindayim. niye yaptigimi da dusunmuyor degilim. bazi yaptiklarimdan pismanim, bazilarindan degilim.

neden hayatim bu sekilde ilerledi bilmiyorum. nereye gittigini de bilmiyorum. kontrol altina almaya useniyorum zaten usenmesem de yapamam gibime geliyor.

bunalmiyorum. sadece uzuluyorum.
anlasilan uzuyormusum da. uzmusum ya da.

bilemiyorum. garip bir durum. belki de dusunmemek lazim. bu da oyle bir donem iste. caresiz kalinca ne yapacagini sasirma durumu. ona bunu anlattigin ve onlarin da sana bir tavsiyede bulunamadigi, sadece gececegini bildikleri, bildigin bir donem.

valla neydim, ne oldum, ne olacagim bilmiyorum.

Perşembe, Eylül 15, 2005

sans.

sansa inanmayanlara hayranim. bir yandan da kendimi hala sansa inandiracak kadar kandirabildigim icin de mutluyum.

sansli miyim sanssiz miyim bilemiyorum. hep ortada seyir ettim ben. ne kendimi cok sansli gorebildim ne de sanssiz. belki de en guzeli boyledir. aslinda kiyasladiginda kendini cok sanssiz hisseden birini gercekten kotu bir durumda olan biriyle karsilastirdiginda sansli diyebilirsin. o zaman sans goreceli bir seydir.

o zaman sans diye bir sey yoktur.